dün mucizevi bir şey oldu. hani sadece filmlerde görebileceğimiz türden bir şey.
serdar ortaç video sitesi açmış efendiler: sortube.com. kendi videolarıyla sosyal netvörk alemlerinde var olabilir mi, bilmem. yalnız bu ne biçim isim serdar. URL'de bile şarkı sözü tadını yakalamayı nasıl başarabiliyorsun? vallahi şaşkınım.
düşünüp duruyordum, bu reader'ın paylaş olayı pek güzel pek güzel olmasına, ama hani bi not da düşebilsek keşke diye. bazen, bunu şundan paylaştım, şu hoşuma gitti, bu gitmedi diyesim oluyordu. aaand, google did it. "notla paylaş" opsiyonu eklenmiş google reader'a. şön olmuş şön. kime diyorum...
"Güvenlik kameraları, çocuğun Çarşamba sabahı gizlice hayvanat bahçesine girdiğini ve alarmlara yakalanmadan ilerlediğini gösteriyor. Yedi yaşındaki erkek çocuk, bunu izleyen yarım saat boyunca tam 13 hayvan öldürmüş. Ölen hayvanlar arasında bir kaplumbağa, dört mavi dilli kertenkele, iki sakallı ejder, iki dikenli şeytan kertenkelesi ve 20 yaşındaki bir iguana da bulunuyor. Bunlardan bazılarını taşla vurarak, bazılarını da canlı canlı timsah kafesini çevreleyen iki çitin üzerinden timsahlara atıp yem ederek öldüren..."
gençler şöyle bir site yapmışlar: ihonealma.com. aslında, cihazın artılarını ve eksilerini ziyaretçilerin de katılımıyla listeliyorlar basitçe. bi' bak.
3g yok olm memlekette bu arada. 3g olsa, aletin önünde kamerası yok. multi-touch şahane, ama multi-tasking yok! aklında bulunsun. hem devir değişiyor artık. multi-touch screen ve accelerometer standart olacak bi çok telefonda 2 ay içinde. kendini bağlama 18 aylık kontratla bi cihaza, bi de şebekeye. pişman olursun.
853 Web sites have been subjected to blocking process in Turkey within the last 8 Months After 5651 Issued. yep!
Şimdi, böyle şahane bir servis olamaz: Aslında bulunmak istemediğiniz bir yerde bulunduğunuzu düşünün. Yahut, İnternet'ten tanıştığınız biriyle ilk kez buluştunuz: İğrenç bir tip çıktı. Kurtarıcı bir telefon gelse, bir bahane çıksa da kimseyi kırmadan kalksam gitsem derdindesiniz. İşte Getmooh, hayatınızı kurtaran servis. Önceden tarih, saat bilgisini veriyorsunuz. Getmooh verdiğiniz numarayı arıyor. Görüşme süresince de daha önceden seçmiş olduğunuz geyik bant kaydını dinletiyor size. Bu sırada siz de dilediğiniz gibi rol yapabiliyorsunuz! Üstelik, servis tamamen ücretsiz. Canlı canlı sit-com deneyimi. Müthiş!
"5. Why is Getmooh free?: Because Google exists."
"3. Number of Calls: You can only use the service for a maximum of two calls a day! If you need more than that you should consult a health professional."
Görür görmez "şunlara bir mail atayım, methiyeler düzeyim" hissiyatına kapılmıştım. İletişim sayfasını açtım, özel bir adres yaratmışlar: "To say something nice: nice et getmooh.com" haha!
"Haberlerde sorgulanmayan, en başından varlığı kabul edilen bir durum var oysa: Savaşın, çatışmanın kendisi. Bu haliyle bu haberler, ne kadar insancıl görünürlerse görünsünler yeniden öfke biriktirmeye, yeniden savaş alanına dönmeye hizmet ediyorlar. Yani gazeteciler, savaş gazeteciliği yapıyor. "Neden çatışma var" sorusu ve "çatışmanın olmayabileceği" zihnin dışında bırakılıyor."
Abdullah Gül, yepisyeni rektörleri "kafasına" göre atayıverince bir kısım zibidiler zıplayızıplayıverdi. E güzel kardeşim, biz yıllardır bu YÖK'te bir terslik var, hem Cumhurbaşkanının rektörle atamayla ne işi var, üniversite özerk neyin olsun filan derken hiç oralı olmuyor, şuralı oluyordunuz? Şimdi ne oldu? Zorunuza mı gitti?
Zalimliğin bu kadar pür, bu kadar simgesel seviyede, bu kadar soğuk bir temsilini ara ki bulasın:
Anayasa Mahkemesi'nin AKP'yi güya kapatmama kararının ekşimsi aromasını tadımlarken henüz, asıl göründüğümüz, gördüğümüz, iletişim kurduğumuz, öğrendiğimiz en önemli mecra, yeni kamusal alanımız, yeni sosyal - kültürel - siyasal tezahür alanımız, yani İnternet, devletin sansür mezbahasında doğranmaya devam ediyor. YouTube'dan sonra Dailymotion.com'a da erişim engellendi.

Efendim, Haribo'dan biz Almanya'da yaşayan hassas Türkler için fantastik bir çalışma. Mesela şuradan helal sertifikasını filan görebiliyoruz. Asıl sana helal olsun Haribo. Yalnız "tuerk" ne güzel kardeşim? Neyse, buradan... Ahem, şön...
"Evet, memleketimizde polis ve jandarmanın insan hakları ihlâllerinin, AKP döneminde de, bu konudaki ‘sıfır tolerans’ vaatlerine rağmen, asla üstüne gidilmemiştir. İşkenceci polisler ve amirleri, marifetleri ayyuka çıkmakla birlikte ya zamanaşımından ya hepimizin bildiği farklı süreçlerden geçirilerek cezasız bırakılmaktadır.
Gözaltında kaybolmak, ölüvermek, intihar edivermek filan adiyattandır bizim buralarda gerçi. Suçlu veya suçsuz, şucu veya bucu, insana, insan yaşamına 3 kuruşluk değer vemeyen soğuk ve kibirli mekanizmalarımız, belki AİHM'ce yine suçlu bulunacak, ama ondan önce bu rezilliğin herbirimizin vicdanında mahkum olması gerekmiyor mu? Adalet, hukuk, eşitlik hepimize lazım...
Bilimkurgu edebiyatının babalarından, en önemli isimlerinden biri, Arthur C. Clark, Colombo, Sri Lanka'da yattığı hastanede, 90 yaşında aramızdan ayrılmış. Bilimkurguyu bilimkurgu yapan ve ona bugün sahip olduğu saygınlığı ve yaygınlığı kazandıran 3 önemli isimden biriydi bana göre. Ne denir; toprağı bol olsun...
BBC Türkçe'nin haberi için tıklayın.
Festival yarın (13 Mart 2008) başlıyor. Festival kapsamında, “Kieslowski: İzler ve Hatıralar Sergisi”, 13-23 Mart tarihleri arasında, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde izlenebilecek. Ayrıca, Festivalin iki gösterim mekanı olan Kızılay Büyülü Fener Sineması ile Çağdaş Sanatlar Merkezi arasındaki güzergah üzerinde ve bu güzergaha yakın trafiğe kapalı alanlarda Ankara Valiliği ve Çankaya Belediyesi'nin katkılarıyla çeşitli sanat etkinlikleri ve performanslar gerçekleştirilecek, bu bölge Sanar Sokağı olacak.
Kaos GL, genel ahlak fasaryası yüzünden kapatılmanın eşiğinden dönmüştü bir süre önce. Maalesef devletin, kerameti kendinden menkul ahlak tekeli, LGBTT örgütlerine karşı epey sıkı çalışıyor. Her türlü totaliteryenizmin ilk hedefi haline gelen LGBTT bireylerin durumları ve hukuk karşısında konumları, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve liberalleşmesi konusunda turnusol kağıdı işlevi görecek önümüzdeki dönemde. Şimdi de hedefte Lambdaİstanbul var:
Quentin Tarantino, istismar sinemasının fantastik kültlerinden Russ Meyer'in "Faster, Pussycat! Kill! Kill!"ini yeniden çekmeye niyetlenmiş Variety'ye göre. Yakışır!
Artık gelenekselleşen tematik Metis Ajandaları'nın yenisi çıktı. Bu yılın başlığı: Yaratıcı Direniş. Alıverdim bir tane. Kapağında Banksy'nin o meşhur molotof kokteyli yerine bir buket çiçek atan adam stencil'i var. İçerik fena değil. Mesela şöyle bir şey olduğunu oradan öğrendim.
"Irak'ın işgalinden sonra, Amerikan hükümeti Iraklı kadınların 'yeni haklara ve yeni ümitlere" sahip olduğunu iddia ediyordu. Gerçek şu ki, hayatları, gündelik olaylar haline gelen tecavüzler, yakılmalar ve öldürülmelerle ölçülemeyecek şekilde kötüleşti..." Mark Lattimer'ın Guardian'daki yazısı
bi bak:
digsby, çok şeker bir IM, posta ve sosyal ağ client'ı. gerçi ben yalnız IM kısmına tav oldum.
neyse, hepsi bir arada bir iletişim yazılımına ihtiyacınız varsa, (taa gaim'den bu yana çok sevdigim) pidgin veya benzeri bir şeyler arıyorsanız aramayın artık. iyi bu digsby.
Haber burada: " Suudi Arabistan'ın önde gelen din adamlarından Müftü Şeyh Muhammed el Habadan, iki gözün tahrik edici olduğunu öne sürerek kadınların sadece tek gözünü açıkta bırakan özel peçeler giymesini istedi." Çabucak yorumumu yapıp kaçayım:
Sevgili Şeyh Muhammed el Habadan,
Sana da bir adet penis fazla, ama biz bir şey diyor muyuz? Kaybol gözüm görmesin! Terbiyesiz seni...
google sağolsun 80 liralık adwords kuponu göndermiş. ben de kullanayım dedim. google aramalarında ve google partner ağındaki sitelerde reklamlarım yayınlanıyor. tabii reklamı yapılacak bir ürünüm yok. "80 liralık kuponumu harcıyorum" yazdım reklam metni olarak. neyse rakamlar çok acayip, bi bak:
177.041 gösterimde 26 tıklama. bunun maliyeti ise 5,09 lira. buradan anladığım şu: adsense'ten para kazanmak bir hayal orta boy siteler için. adwords gerçekten çok makul bir mecra reklamverenler için. tabi asıl parsayı google topluyor.
a dostlar.
hmm. decaf nescafe classic, ice ice ice, some cold water & some vodka -binboa red apple. the result is not that bad. tips: use a cold glass. and, blending is the most important part. so, to succeed in it properly, add ice last.
Şurada, aslında hoş bir kampanya başlatılmış. Sıcak bir olayın üstüne olsaydı çarpıcı olabilirdi.
"Her gün yeni bir site daha kapatılıyor.
Bu hızla giderse ileride nasıl bir İnternet deneyimi yaşarız, onun canlandırmasını yapıyoruz.
İki tıklamada bir karşımıza bu görüntü çıkar ise neler hissedersiniz?
Bu amaçla sitelerimizi diğer sansürlenen siteler gibi kapatıyoruz. Aynı şekilde."
denmiş. [devam]
Bu arada, Faslı blogcuların protestosu için...
2008 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapan Çin'den enteresan haberler gelmeye devam ediyor. Basın ve yabancılar için "Ama yaramazlık yapmayacaksınız, ona göre!" diyerek İnternet kısıtlaması uygulamaktan, uluslararası tepkiler nedeniyle çark eden "halkın cumhuriyeti" halkı rahat bırakmamakta kararlı. Aynı bizim gibi bir "temsil" heyulasıyla kafayı bozmuş yönetici aklıevveller.
"Evet, işi Agos’u boykot etme çağrısına kadar götüren feminist yaklaşım, tartışmasız yanlıştır. Feministlere zihniyet soruşturması yapıp onların sözünü ciddiyetsiz ilan eden Mahçupyan’a ve sembolist yazarına kızıp Agos’un sorumluluğundan soyunmak, o kavanozun içindekileri Agos’a bulaştırmaktan başka bir anlam taşımaz. Agos, Mahçupyan’ın ikbal kapısı değildir. Bunu kendisine hatırlatmak zorundayız.
8 Haziran günü sokakta Gayrettepe İnfaz Bürosu’ndan gelen 2 sivil polis tarafından gözaltına alındım. Şişli Etfal Hastanesi’nden ‘darp-cebir’ raporu alındı ve aynı günün
akşamı Beşiktaş İnzibat Birliği’ne teslim edildim.
Beşiktaş İnzibat’ta ilkin üst araması yapıldı ve soyunmam istendi. Ben de vicdani retçi olduğumu ve askeri hiçbir talebi yerine getirmeyeceğimi beyan ettim.
Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur/Katibimin setresi uzun eteği çamur… diye başlayan ünlü türkünün bestesi 1853-1856 Kırım Savaşı sırasında İstanbul’daki Selimiye Kışlası’nda kalan ‘eteklikli’ İskoç Alayı’na moral vermek için yazılmış ‘Donsuz askerler…’ diye başlayan bir asker şarkısıdır. II.
7 ay askerlik yaptıktan sonra 15 Kasım 2006 tarihinde vicdani reddini açıklayan İsmail Saygı, 16 Mart 2008 Pazar günü İstanbul´da gözaltına alındı.
Hakkında firardan dolayı gıyabi tutuklama kararı bulunan Saygı önce Üsküdar inzibatına teslim edildi. Ardından Selimiye Askeri Savcılığına çıkarılan Saygı burada tutuklanarak Maltepe Askeri Cezaevine götürüldü. İsmail Saygı´nın 3 gün içerisinde Sarıkamış Askeri Cezaevine nakledilmesi bekleniyor.
Aynen devam ediyoruz. Maalesef Alibaba.com ve geocities.com da bir süredir Türkiyeli ziyaretçilere yasak. Dahası irili ufaklı birçok sitenin girişinde "Yassak kardeşim" ibaresini görmeye başladık. Nedense bunlar YouTube kadar gürültü koparmıyor. Saçmasapan bir blog girişi yüzünden geocities'in barındırdığı milyonlarca siteye (abartma da bir belagat sanatıdır?) giremiyoruz. Alibaba'nın neden yasaklandığı ise tam bir muamma! Ne olabilir ki bir B2B e-ticaret portalında?
Henüz YouTube'un 2. kez yasaklanışını doya doya protesto edememişken, hoop site 3. (yazıyla üçüncü) kez yasaklanıverdi. Türk adaletine yetişmek ne mümkün. Pes vallahi. Bu konuda sadece Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile suçun ve cezanın şahsiliği ilkesini hatırlatıp, bütün bu uygulamaların anayasaya aykırı olduğunu belirtmekle yetineceğim: "Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere cezası verilemez.
Nick Bradbury, FeedDemon'un ve diğer NewsGator RSS okuyucularının bundan böyle ücretsiz olacağını duyurdu. FeedDemon, ilk göz ağrım, RSS okuyucularının babası. Buradan indirebilirsiniz. Mac için NetNewsWire, mobil cihazlar için NewsGator Go.
"Irak’ta, beş milyondan fazla yetim çocuk var. Babaları anneleri kayıp, kaçırılmış, tutuklanmış ya da öldürülmüş olduğu için ortada kalmış çocuklar. Eftali tutuklu kadınlar için de uğraş veriyor. Sayısız kadın aranan kocalarının yakalanması için yem olarak kullanılmak üzere yuvalarından koparılmış vaziyette. Bilinmeyen yerlere götürülmüşler. Yollarda yürürken hiç sebepsiz tutuklanan kadınları saymıyor bile hiç kimse." [tamamı]
Hükümet, 301 meselesinde "ha değiştirdik, ha değiştiriyoruz," havasında ipe un sermeye devam ediyor. Oysa, madde kanunda durduğu gibi durmuyor malum. İşte son macera, tamamı renkli: Adliye duvarına işeyen savcı 301'lik oldu.