Andımız?

Yabancı öğrenciler, artık andımızı okumuyorlarmış. Bakan anlatıyor:

Bakan Çelik, şunları söyledi: "Kayseri'de bana sordular: 'Yabancılara ant içme mecburiyeti nasıl kaldırılır?' Bir Alman çocuğunu, sabah sıraya geçiriyorsunuz. Öğrenci Andı'nı okutuyorsunuz. İlk önce ‘Türk'üm’ diyor. Çocuk Alman ise bu cümle yalan. İkinci cümle doğruyum. İlk cümlede yalan söyletiyorsunuz, ikinci cümlede ‘Doğruyum’ dedirtiyorsunuz. Biz elin çocuğuna, her sabah yalan söyletmek zorunda mıyız?"

Ahah! E adam haklı. Tabii, her sabah "Türk'üm, doğruyum..." diye yemin etmek istemeyenler, çocuklarının yemin etmesini istemeyecek olanlar sadece "yabancılar" değil. Hani şimdi oradaki "Türk'üm", "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım" filan demektir diyecekler olacaktır. Olmasın, yemezler.

Ayrıca, "safkan" Türk bile olsak, çocuğumuzun her sabah, Türklüğünü haykırması, varlığını Türk varlığına armağan edeceğini ilan etmesi, boğazını yırtarcasına bu tuhaf, pozitivist, etnik teraneyi bağırması, ve bunu militer düzende okul bahçelerinde dizilerek, birörnek giyinerek, öğretmenler gözetiminde gerçekleştirmesi bizi rahatsız etmiyor mu? Endoktrinasyonun şahikası değil mi bu? Statlardaki resmi bayram kutlamalarımız gibi, ancak totaliter kollektivist rejimlerde rastlanabilecek mizansenler değil mi bunlar? Hem de kitsch değil mi?

Andımız'ın metnini de buldum MEB'den:

"Türküm, doğruyum, çalışkanım,

İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!"

Benim zamanıma göre biraz değişmiş. Şöyleydi:

Türküm, doğruyum, çalışkanım! Yasam, küçüklerimi korumak büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek ileri gitmektir.

Ey bugünümüzü sağlayan Ulu Atatürk!

Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta, hiç durmadan yürüyeceğime, ant içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun!

Ne mutlu Türküm diyene!

Demek ki zaman içinde "andımız" da laytlaşmış biraz. Yetmez!

Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymaktan girip, varlığımı özümden çok sevdiğim bir simgesel varlığa armağan etmeye uzanan bu kitsch metnin ve sabahın köründeki bu garip bağlılık yemini törenlerinin, Türk veya değil, hiçbir çocuğa reva görülmemesi gerektiğini savunurken, Çelik'in şu basit ve zararsız açıklamasına bile gelen "okuyucu yorumları"na bir göz atınca dumurlardan dumur beğenmemek mümkün değil. Artık bu İnternet'teki politik, ırkçı, tutucu orji durumlarından fena gına geldi.

Du bakalım.