kendini hırsızlıkla suçlayan aklı tutulmuş adamın türküsü
kurala değmedim, kılıcı tutmadım
bıçakla kesmedim, ateşle yakmadım
başlılarla baş başa verdim, dizlilerle diz kırıp oturdum
yalınayak tayım militer dilimi ısırdı
ağulu söz etmedim, yürek yıkmadım
ethos’u, pathos’u, boydan boya düpedüz akdenizi gördüm
batıl gözle bakmadım
serinsu, durusu, aksu, yalınsu
tekinsiz kişi olmadığımı söyle
yalan gevelemedim, dürüst saklamadım
kibirle gürlemedim, yarım ağız konuşmadım
giz verenin gizemini açığa vurmadım
işitip aklımla işitmediğim oldu
batıl kulakla işitmedim
şirintay, dorutay, aktay, yalıntay
tekinsiz kişi olmadığımı söyle
tanrıyı tansığı meleği demonu tanıdım
esridiğim, tavsadığım ılık bir ruh gibi usul usul
gerdanına sığındığım oldu
sunakkızın tözünü yani rengini soğurdum
bengidağa tırmandım, düzgünovada yürüdüm
karaormanı katettim, çukurkoyağa göz attım
polisten hiç kaçamadım, yani kentten
serinkız, durukız, akkız, yalınkız
tekinsiz kişi olmadığımı söyle
yah
ondörtbinyıldır
göğsünde sızlayan yırtık ciğer
kelime, rabbin mührü
kemiksiz bedeninde
etsiz, cinsiyetsiz bedeninde
attı.
melek
tek bir yağmur damlasını yüklenip indi.
yandım.
ağzımdan düşmek üzereydi
balgam gibi söktürdüğüm lamelif
sakin ellerine
ins ve cin arasında
olasılık bulutu halinde bulundum
kırkbiryıl
bilkuvve.
birdenbire, ismim üflendi
işlevim çöktü
içimde açıldı
sadruddin
bilfiil.
puf
Bulaşık eldivenlerinden
reklam kampanyalarından
transatlantiklerden, müzmin
baş ağrısından, tütünden
tütünden tütünden,
gidenlerden yine aynı yoldan
gelenlerden, birörnek rüyalardan,
takıntılardan, zoruntulardan,
soğuktan hep soğuktan, bunca soğuktan sonra
işte her şey yerli yerinde
işte
her şey yerli yerinde.