- Pınar'ın Akdeniz Karışık Meyve Nektarı diye şahane bir ürünü var. İç iç iç, bolca tüket!

- Polis sizin arkadaşınızdır, dostunuzdur. (Misal, üstteki resim) Lakin, arkadaş ayağı göt ayağı. Üstelik bir şey de olmaz bunlara. Eminim Cem kendi kendini vurmuştur bir şekilde, eminim o kızlar birbirlerini dövmüşlerdir...
- Babasayfa - bir lezzet masalı. Ahahahah. "Bababaanne neden benimle konuşurken bir elinde buz kalıbı göğüs uçlarında gezdiriyorsun? [kurt cevaplamış] -ateşim var biraz yavrum sirkeli havlu yaptım düşmedi." Muazzam bir çalışma. (feat. aamet)
-
- Empire, bu ayki sayısında (Ağustos '08) 2 DVD birden veriyor: Stanley Cubrick harikalarından A Clockwork Orange ve (Trainspotting ile birlikte) Danny Boyle'u Danny Boyle yapan film 28 Days Later. Hediyesi, dergiyle beraber 9 YTL.
- Zaman'dan görülmeye değer bir performans. Şaka gibi.
- 2008 Yaz Olimpiyatları Zhang Yimou'nun yönettiği çarpıcı bir açılışla başladı. Antik Olimpiyatlar da modern Olimpiyatlar da devletlerin (antik sitelerin) rekabetini yansıtır. Bu oyunların, sanıldığı gibi barış ver kardeşlikle net bir bağı yoktur, buna rağmen hep olduğunu düşünürüz. Olimpiyat halkaları da kolkola girmiş bir dünyayı simgelemez mi zaten? Antik oyunlarda bir Olimpik Barış (Olympic Truce) ilan edilirdi: Ekecheiria. Bu, oyunlar boyunca güvenli seyahat garantisi ve ateşkes demekti. Sürekli savaşan siteler bu süre zarfında durulurdu. Modern olimpiyatlar ise sert rekabet ruhunu güçlü bir biçimde yansıtmakla beraber, olimpik barışı unutmuş görünüyor. Pekin'de, Çin, epey milliyetçi bir gövde gösterisi eşliğinde sahneye koyduğu görkemli Olimpiyat açılışının gururunu yaşarken, Güney Osetya'da 1500 kişinin öldüğünü öğrendik medyalardan. Gürcü ve Rus tankları insan avına çıkıyordu, dev meşale tutuşurken. Ankara'da bir Uygur Türkü, Çin'in Doğu Türkistan politikasını protesto etmek amacıyla kendini yaktı. Tibet eylemleri adeta Olipiyadın ikinci adı oldu. Dünyanın değişik coğrafyalarında kan dökülmeye devam ediyor. Vesaire...

- TRT'nin Olimpiyat ile uzaktan yakından alakası olmadığının net delilini ele geçirdik. Bütün yayınları TRT3'ten vermeleri bir işaretti. Ruhsuz sunucuları ikinci işaretti. Telaffuz hataları, bilgisizlikleri vs. vs. hepsi birer işaretti; ama Litvanya - Arjantin basketbol maçını Ömer Üründül'ün yorumlarıyla izlemek zorunda bırakması bizleri en çılgın fantezilerimin ve en korkunç kabuslarımın bile ötesinde bir çalışmaydı doğrusu. Rezil kepazeler. Alayınızı kapının önüne koymak lazım. Spordan soğuttunuz ulan adamı!
- Bu yazı yayına girerken bir şok gelişmeye daha tanık olduk, bildirmeden edemeyeceğim: Ömer Üründül, şimdi de voleybol maçı (Brezilya - Rusya) yorumluyormuş! Kulplu beygir yorumlarını heyecanla bekliyorum. Birtakım küfürler de hazırladım tabii, ama bende kalsın.
- Demirbank, iyi günler diler...